
VEFAYLA KAL CAN!!!
Ayrılıklar geceye benzer. Bütün yarınlar da sabaha can!
Geceye az kaldı. Ayrılık, gelini götürmeye gelen düğün alayı gibi kapımızda. Kimler ayrılmadı ki canından.
Ayrılığı, cennetten ayrılan Hz. Adem´e sor. Tufan´da oğlunu dalgaların pençesinde bırakan Hz. Nuh’a, Yusuf´u için inleyen Hz. Yakub’a, içindeki ejderle boğuşan Züleyha´ya, yüreğinin sesini susturmak için bileğiyle dağları oyan Ferhad´a, Şems için kavrulan Mevlâna´ya, binlerce evlâdını gurbete gönderen Anadolu´ya, en çok da Resulü´nü Medine´ye gönderen o kutsal diyâra, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor.
Geride kalan, hep inleyendir ana misali, can! Giden hep yârdır, ‘can’dan ‘can’dır. Her şeyi alıp götüren de ‘o’dur, götürdüklerinin iki mislini geride bırakan da...
Giderken arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle gitmeli insan. Yaşadıklarını, paylaştıklarını gönül heybesine yerleştirmeli. Paylaşılan andır, zamandır, dönüşü olmayandır. Paylaşılan hayattır can!
Vefâlı olmalı insan.
Vefâ, sadece ‘has’ların vasfıdır can! Nisyan -unutmak- ise ‘ham’ların... Bedene tutsak olmuş hoyratların nasibi yoktur vefâdan. Gönlümüzün kitabında; “Bize bir defa selâm vereni kıyamete kadar unutmayız.” düstûru kayıtlıdır. Biz dersimizi; “Kabrimize gelip, bir defa Fatiha okuyanlar kıyamete kadar bizimdir. İmânlarını kurtarmadan ölmesinler, ömürleri boyunca fakirlik görmesinler.” diye dua eden, hâlâ büyük bir vefayla Üsküdar´da dostlarını ağırlayan Aziz Mahmut Hüdâyî’den almışız. Nice vefâ kahramanının mânevî huzûrunda hürmetle, edeple selâma durmuşuz.
Dostlarını daima vefâ ile hatırla can! Arayan sen ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefâsı olmayanın Hakk´a vefâsı olmaz. Git ki, vefanın ter ü tâze hüküm sürdüğü yeni bir hayata başla... Haydi daha fazla durma karşımda. Kurşun gibi bir anda al, ellerini benden. Su gibi aksın ellerin ellerimden.
Yüreğini yüreğimde, gözlerini gözlerimde bırak da git. Beklemeden, bir kelime bile etmeden git. Canımı canımdan kopar da git.
Giderken son bir defa Hakk´ın selâmını esirgeme benden. Arkada kalanın gözü yaşlı olur, yüreği yufka, gönlü ince. Ben, içimdeki korla, bağrımdaki volkanla, öylece dağ gibi arkanda kalayım. Yapayalnız hecelerde kaybolan ben olayım. Sen sağlam adımlarla yarınlara yürürken, yıkılan ben olayım.
Yeşeren sen ol, sulayan ben. Bana saplansın paslı mızrakların ucu, sana dokunmasın. En çılgın isyanlarını, savaşlarını, sırlarını gittiğin diyarlara götürme. Kötüye dair ne varsa benim yanımda kalsın. Benim avuçlarıma bırak. Ben onları dua dua ak kanatlı kuş gibi göklere uçurayım. Benim payıma; ilâhî dergahtan, ayrılık sahillerinde anıların gönüllü bekçisi olmak düştü. Hak´tan gelene razıyım.
Sen geçmişi bana bırak can!
Vefa nedir, bilir misin? Vefâ arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefâ; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır. Şimdi ayrılık vakti can! Gecenin en karanlık vakti. Vaktin Yaratıcısı, az sonra geceden gündüzü doğuracak. Vakit gitme vakti, bizden aldıklarını gitmesi gereken yerlere iletme vakti...
Al can! Bu heybe senin. Sol yanımdan bir parça kopardım senin için; tâ özümden, tâ közümden...
Birazdan sabah olacak; yağmur yağacak... Ardından gökkuşağı, sonra güneşBirazdan bulutların ardından Güneş doğacak...”
Güneş bütün gecelerden güçlüdür can! Çünkü güneş vefalıdır, gizlemez sevgisini.
Vefâlıdır; en çok o getirir kâinata sevgilinin sesini, neşvesini. Yırtıp atar karanlığın kasvetli perdesini... En vefâlı delildir o sevgili adına...
Uğurlar olsun can! Yarasaların gözleri kamaşacak diye, Güneş doğmaktan vazgeçmez.”
En büyük vefâ, Hakk´a götürecek fırsatları yakalamaktır. Bulduğun her fırsatı zamanında değerlendirmektir. Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, Kâlû Belâ´ya vefâsız olma! “Fırsatlar bulutlar gibidir, gelir ve geçer.” Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, kaybetme bedbahtlığıyla yok olma.
Vasiyetim olsun:
Vefayla kal can!
(Nurgül Özcan)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Ömrümün gençlik demlerinde
“Bir bahçıvan olsam” dedim.
“Gülşene git” dediler.
Gülşende güller çok ama bahçıvan az imiş.
Gülşende güllerin güle sevdalı olması gerekmiş.
Bir gül endam ile gittim gülşene.
Kapıda boy boy gül yüzlü bekçiler
“Niye geldin?” dediler.
“Gül yetiştirip,o gülün kokusuyla
sermest olmaya” dedim
“Güle bahar olacaksan,gül de sevda bulacaksan gel.
Güle hazan olacaksan,gülü sevdasız koyacaksan geri dön.
Bu iş gönül işidir.” dediler.
Ya gülü güldürüp gönül sarayına kurulacaktım,
Ya gülü öldürüp,
gönül sarayından kovulacaktım.
“Ne gülün sevdasına doyarım,ne de gülü sevdasız koyarım" dedim.
“Güllerin dikeni var.Senden önce nice bahçıvan geldi.
Kimi dikenlere dayanamayıp gitti,kimi gülü kopardı” dediler.
“Gül ,gül olmaz dikeni olmayınca
Bahçıvan,bahçıvan olmaz sabrı kalmayınca” dedim.
“O zaman bahçıvanımızsın.
Al bu gül anahtarı önce gülşen kapısını
sonra gönül kapısını aç.
Güller senin” dediler.
Girdim Gülşene, baktım güllerime.
İçeride rengarenk binlerce gül vardı
Beni güllerime götürdüler.
Bana açılmaya yüz tutmuş gül-nihaller düşmüştü.
Güllerim vardı benim.
Kimi menekşe gibi boynunu büküp oturan
Biraz mazlum,biraz mütevazi
Kimi bir lale edasıyla başını gökyüzüne dikmiş
Biraz mağrur,biraz nazlı
Kimi vakitsiz esen rüzgarla örselenmiş,
Kimi dallarındaki ağırlıkla dayanamayıp eğilmiş
Hepsi aynı temiz topraktan
Hepsi rüzgara,yağmura,güneşe muhtaç.
Bir yağmur olmalıyım,
sağanak sağanak üstlerine akmalı
Bir güneş olmalıyım,
onları yakmamalı,ısıtmalı
Bir rüzgar olmalıyım, ama illaki meltem,
onları okşamalı
Kainatın sebebi bir Habib edasıyla,
Sevgi diye inleyen bir Yunus sedasıyla,
Gülün derdinden sermest bir bülbül nidasıyla,
“Gülüm gülüm”diyerek yanıp yakılmalıyım.
Gülü güldüreceksem eğer
Bu bir bahçıvan peymanıdır
Ben bahçıvan kalmalıyım...
?
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
17/6/2009 ·
Bildim,kalbimdeki her bir muhabbet tecellisiyle beni de kendine çekiyorsun.Çekiyorsun ve bırakıyorsun.
Bırakıyorsun ki, kanayayım;zayıf yanlarımı tanıyayım.Seni bulayım.Sonra yine çekiyorsun.
Bu,hüzünlü bir şehrayin.Bu,bitimsiz bir med-cezir.Bu,içimdeki Musa'yla Fravun savaşı;sulh yok!..
Sevgili, en Sevgili!..
Suretlerden geçerek, Sana erdir beni!..Merhametinle arındır, kalbimi!..
Yorum (0)
Yorum yaz!

sessizce / sustuklarım var benim sana dair .. kimsessizce
adını sen koyduğum kalemim defterim.
ve hergun baktıklarım var..
yüreğim var misal ;
ıslanmaktan bir hal olan ve benim adını yağmur çiçeğim koyduğum..
ben varım
sorular yüzünden kendimi kaybedeli yıllar oldu
ve sen varsın
hiç yaşanmamış kadar temiz olan..
nefesim kadar ben olan
bir zaman geliyor
sana dair hiç kimsem olmuyor benim..
sadece ben ve sessizce /sustuklarım oluyor..
satırlarım bile yok oluyor
cunku yazacağım noktada durup bir nefes alıyorum
aldıgım nefesten sonra
bakıyorum yazacaklarım gitmis - bitmis ...
içinde sen olan
kelime taşlarım yok.
noktalarım bile yok..
affet nefesim kadar yakın olduğunu unutuyorum biran..
sessizce / susuyorum
sonra bakıyorum yağmur çiçeğim ıslanıyor..
olsun yağmurlarla büyüyecek beslenecek o
büyüyünce belkide unutacak diyorum
biliyorum kendimi avutup - kandırıyorum..
çünkü yıllar geçti büyüyen unutulan kimse olmadı..
GULSENi
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
10/5/2009 ·
Zaman geciyor,
Hergün bir yaprak,
Hergün bir damla daha hayattan,
Büyüyorum anne.
Hani içinde bir kıvılcım olurya,
Hani herşey çok güzeldir,
Benim kıvılcımım kor oldu,
Ama bak herşey yolunda değil anne.
Hani ufacık bir bebekken,
Sadece acıkınca ağlarmışım,
Başka zamanlarda sürekli gülermişim,
Artık sadece acıkınca ağlamıyorum anne.
Bak yıllar ne çabuk geçmiş,
Sadece gülünmeyecegini öğrenmişim,
Belkide öğretilmişim.
Ben büyümüşüm be anne.
Yanından ayrılmayan kızın,
Bak artık uzaklarda,
Üstelik yalnız,
Hemde herkesin içinde anne.
Öyle birde tuzağa düşmüşki,
Of dese olmaz, yok dese hiç,
Adını bile koyamamış,
Yardım etsene anne.
Anlayacağın eskiyi özledim anne,
Yeniden çocuk olmayı,
Sadece acıkınca ağlamayı,
Ve hiç şimdiyi yaşamamayı.
Zaman geriye gitmez değilmi?
Ya da ben yeniden çocuk olamazmıyım?
Söylesene onu unuttum diyebilirmiyim?
Yani herşey söylemek kadar kolay olabilirmi anne?
Dur söyleme,
Ben yine hayal kuruyorum değilmi?
Sadece kendimi kandırıyorum değilmi?
Peki kalbimi kim kandıracak anne?
Eskiden günlerin, hatta dakikaların hesabını tutardım,
Şimdi günlerden Cuma belkide salı,
Günlerin ne önemi kaldıki,
Takvimlere bile küs oldum anne.
Yinede ayaktayım, direniyorum.
Belkide bir ışık arıyorum,
Bulunca herşeyden kurtulabileceğim,
Ne güçlü büyütmüşsün beni anne!
Sen yinede beni merak etme,
Herşeyle savaşmayı,
Güzel günlerinde olacagını,
Ben senden öğrendim anne.
Yinede buralar güzel, soğukları saymazsan.
İnsanlar mutlu, beni saymazsan.
Gündüzler ve gecelerde iyi, yalnızlıgımı saymazsan.
Beni soracak olursan anne,
Bende iyiyim, içimdeki yangını saymazsan...
Ç/alıntıdır..
***
gülşeni deki en değerli güle gülün içinde ki inciye tüm annelere..
saygıyla sevgiyle..
selam olsun / anneme..
bırakma ellerimi anne ben büyüsemde
bırakma beni ne olur anne..
hep sen sil gözyaslarımı..
sen sil anne..
hep yanımda benimle ol..
bir cocugun masumlugu ile ben seni kocaman seviyorum be anne..
GULSENi
Yorum (0)
Yorum yaz!

***bir veda düşüyor elimden dilimden gönlümden gecikmiş bir veda düşüyor satırlarıma..€lveda..
..deniz kokulu yağmur çiçeğim.. / hasretim..
GULS€Ni
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!

***
..Susmak; eylemsiz ve durağan bir edim gibi görünse de her susku bir şey anlatır yine de ve her suskunun bir nedeni vardır
ve her susku içinde pek çok sesi hapseden sessiz bir "eylem "dir..
***
..susmayı öğreniyorum en derinden ve ben susyorum sessizce kimseler bilmeden..
GULS€Ni
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!

Esselamünaleyküm ya Resulullah,
Şefaat ya Resullah,
Şefaat ya Resullah,
Şefaat ya Resullah.
Nasihat isteyenlere en önemli Nasihat, Duymadım diyenlere en güzel duyuru, Bilmiyorduk diyenlere en güzel bilgi.
Hakikat sözlerin fani hayatımızdaki en önemli yeri, Hayatımıza yön veren mukaddes kesitler. diyerek bismillah dedik ve yaklaşık 4 aydır geceli gündüzlü istişareler sonucu çalışmalarımızın hazzı ile 'Kutlu Doğum Haftası'na yetiştik Elhamdülillah.
Allah c.c. izni ile kağıdı kalemi aldık, aradık, araştırdık, bulduk, inceledik, çalıştık çabaladık ve ceride-i Hadisi çıkardık.
Ceride bir Osmanlıca kelimedir Latin Türkçesinde ise; tutanak, kayıt defteri, gazete anlamına gelmektedir. 1840 yıllarında ilk yarı resmi Türkçe gazete Osmanlı Medeniyetinde William Churchilla nasip olmuştu. William Churchill'in çıkarmış olduğu Edebiyat-Magazinsel gazete Ceride-i Havadis'in karşıtı olarak Türkiye tarihinde bir ilk gerçekleştirmiş İlk kez Gazete formatında derlenen hadisler 20 Nisan 2009 Tarihinde Ücretsiz olarak yayına girecektir. Bizler bu tür haz veren çalışmalarla huzurlarındayız inşallah Allah c.c. razı olduğu kullarından eyler inşallah.. Amacımız Mevla'ya salih bir kul ve Resulüne salih bir ümmet olabilmektir. Yapılan tüm bu çalışmalar insanlığın yararlanabilmesi için hiç bir ücret talebinde bulunulmamış ve dileğen herkese ulaşma imkanı doğmuştur.
Bu yolda bana yardımcı olan değerli kardeşlerim ağabeylerime huzurlarınızda şükranlarımı taktim etmek istiyorum, Değerli büyüğüm Sait ÇAMLICA(Eğitimci - Yazar), Muhammed ACAR (İlahi Sanatçısı) Selman URLUCA (Seslendirme Sanatçısı) ve AşkaMecnun.Com yönetim ekibime katkılarından dolayı teşekkür edeyor Allah c.c. kıymeti ve değeri biçilmez bu güzide insanları razı olduğu kullarından eylesin diyorum...
Ceride-i Hadis Gazetemize nasıl ulaşabilirsiniz?
Bizler AşkaMecnun.Com yönetimi olarak İstanbul Fatih güzergahında belirlediğimiz Sıla Kitap evi ve İnkılab Yayın evlerinden temin edebileceğiniz gibi Kargo masraflarını karşılamanız kaydı ile ulaştırabilmemiz mümkündür.
Sizleri Allah c.c. Emanet ediyor Hayırda kalıp Hayırda yarışanlar olarak görmek istiyoruz...
Düşüncelerinizi ve projelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken bilgi@askamecnun.com bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini 'a bir email atmanız olacaktır.
Allah c.c. emanet olunuz
Selam ve Dua ile Fii Emanillah..
Aşka Mecnun
Yönetim Kurulu
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!

sen kimbilir kaç bahar daha ıslanacaksın
hangi sehrin yağmurları ıslatacak daha seni
söyle / yağmur çiçeğim bu hasret ne zaman bitecek..
söylesene / gitmekle kalmak arasında ki çizgide misin yoksa sende..
susuyormusun / sessizce..
gulseni..
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!

gece sessizdi ben sessizdim
susmustu bütün cıglıklarım
birses bekliyorsu sesi üzerine
gece karanlıktı ürkütüyordu
ben yine sessizdim / kimsessiz
belki bir günlü cümlelerimin hayalini kuruyorum
susmak nerede kaldı ki
heyecan sardı bu kez beni
gecedeki sessizlik
bozmustu agzıma vurdugum sukûtun mührünü
bekledim / gece boyu
gece bittiğinde ben bitmiştim ama gelen olmamıstı..
sözde verilmemişti zaten
belki dedim
yine belki ...
belki...
gece almıstı ya suskunlugumu
ilk ısıkla teslim etti çaresiz bana yakısanı...
adımın yanına yazdıgımı..
GULSENi
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »